Türkiye’de Şirketler Neden Büyüdükçe Batıyor? Gerçek Sorun Nerede, Çözüm Nerede?
- volkanakyildiz4
- 3 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Türkiye’de işletmelerin kaderini belirleyen kritik bir eşik var:Şirketler büyüdükçe güçlenmiyor, tam tersine zayıflıyor.
Çünkü “Ben A.Ş.” olarak kurulan yapılar “Biz A.Ş.” olamıyor.
Bugün sahada gördüğümüz tablo veriyle de teyit ediliyor:
• Şirketlerin yüzde 88’i üçüncü nesle geçemiyor.
• Sadece yüzde 17’si veriye, analitiğe ve ölçülebilir süreçlere dayalı yönetiliyor.
• Geri kalan yüzde 83 ise kararlarını tahminlere, duygulara ve alışkanlıklara emanet ediyor.
Bu kadar yüksek bir başarısızlık oranının sebebi gerçekten finansal mı?Hayır. Asıl problem nakit akışından önce zihinsel akışta.
1. Bilgiyi Maliyet, Binayı Yatırım Gören Bir Kültür
Türkiye’de hâlâ bilgiye yapılan yatırım “maliyet”, binaya, bahçeye, tabelaya yapılan harcama “varlık” olarak algılanıyor.Bu yüzden şirketler modern dünyanın en değerli sermayesi olan “bilgiyi işleme kapasitesi”ni geliştiremiyor.
Oysa bugün kazanan şirketlerin ortak paydası çok net:Bilgiyi maliyet değil, sermaye olarak görenler ayakta kalıyor.
2. Strateji Yerine “Günü Kurtarma” Refleksi
Uzun vadeli strateji yerine kısa vadeli aksiyonların tercih edilmesi, şirketleri kronik kriz moduna sokuyor.Proses yerine kişiler, sistem yerine alışkanlıklar, analitik yerine sezgiler yönetiyor.
Böyle bir yapıda sürdürülebilirlikten bahsetmek mümkün değil.
3. Dijital Okuryazarlığın Eksikliği
Yönetici profillerinin önemli bölümü hâlâ dijital okuryazarlığın finansal sürdürülebilirlikle olan bağlantısını kavrayabilmiş değil.
Oysa bugün rekabet avantajı artık üretim kapasitesinde değil;
• veriyi okuyabilen,
• veriyi işleyebilen,
• veriyi karar mekanizmasına entegre edebilen yapılarda.
Dünya bilgiyi işleyebilenlerin çağına geçti; biz ise hâlâ bilgiyi “gider kalemi” olarak konumlandırıyoruz.
4. Ölçmeyen Şirket Yönetemez
Şirketlerin çoğu KPI tanımlamıyor, tanımlasa bile düzenli ölçüm yapmıyor.
Sonuç:
• Yönetilemeyen süreçler,
• Öngörülemeyen riskler,
• Ve şaşırtıcı biçimde ortaya çıkan iflaslar.
Aslında şaşırtıcı olan iflasın kendisi değil, bu yapıyla hâlâ ayakta kalmaya çalışmak.
5. Çıkış Yolu: Kurumsal Zihniyetin Güncellenmesi
Sorun yapısal, çözüm ise zihinsel bir dönüşüm gerektiriyor.Şirketlerin önce kendilerine şu soruyu sorması şart:
“Biz gerçekten veriye dayalı bir kurum muyuz, yoksa tamamen duygusal kararlarla mı ilerliyoruz?”
Dijital dönüşüm bir yazılım projesi değil, bir zihniyet devrimidir.Bu dönüşüm gerçekleşmeden hiçbir yapı sürdürülebilir olamaz.
Sonuç: Bilgiyi Gören Kazanacak
Yapay zekâ çağında hayatta kalacak şirketler belli:
• Bilgiyi işleyebilen
• Veriyi yönetebilen
• Dijital kültürünü kurumsal DNA’ya yerleştirebilen şirketler
Diğerleri büyüdükçe batacak, çünkü ölçek ancak güçlü bir zihinsel altyapı üzerinde taşınabilir.
Eğer şirketinizin karanlıktan çıkmasını istiyorsanız önce kültürü güncellemeli, sonra süreçleri dijitalleştirmelisiniz.Bu dönüşüm ertelenemez çünkü rekabet artık başka bir evreye geçti.
Gelecek bilgiyi maliyet değil, sermaye olarak görenlerin olacak.





Yorumlar